Unutup unutturulup kendimiz, kendimizden bihaber kalmıştık. Kim olduğumuzu unutmuştuk yine. Osmanlı tarihini okurken uzaydan gelen insanların tarihini okur gibi okutturulduk. Daha yüzyıl öncesinde dünyayı titreten ve bizim dedelerimiz olan bir devlet olduğunu algılayamadan okuduk bu tarihi. Zorunlu diye okuyup ezberlemeye çalıştık hep. Merak ederek ve heyecanla tarihi okuyanların sayısı içimizde çok azdı. Çünkü biz kendimize yabancılaştırılmıştık. Kendini bilen bir Anadolu nun daha yüzyıldan az bir süre önce 7 ayrı cephede savaştığımızı unutmamıştı birileri. Daha 90 yıl öncesinde bu topraklarda sayısız destan yazan bir millettik biz ama bunu unutmamız gerekti. Anımsar ve kendimize gelir isek dünyayı yöneten orta doğuyu yöneteceğimizden korkutular. Haklı bir korku ile asimile ettiler bizi. Okumamızı istemediler , düşünmemizi istemediler. Yine unutmadılar tarihte kendilerinden vergi alan tek devletin Osmanlı olduğunu. (ABD den vergi alabilen tek devlet Osmanlı Devleti dir )
1980 yılı eylülünde apoletli bir amca çıktı televizyona ve ordunun yönetime el koyduğunu söyledi. Küçüktük ne demek istediğini anlamamıştık ve aslında sevinmiştik sokağa çıkma yasağına çünkü babamız evde bizimle kalacaktı, onu görmek için akşam olmasını beklemeyecektik. Öğrendik çok ama çok sonraları o apoletli amcanın yönetime el koyduktan sonra ABD de bir üst düzey komutanı arayıp , komutanım görev tamamdır dediğini. Sonra hüzünlü günler yaşanmıştı. Amcamın tek oğlu kayıptı. 40 gün aradılar bulmak için gitmedikleri yer kalmamıştı. Komünist olduğu için kaybolduğunu duymuştuk. Komünizmi sevmiştik çünkü amcaoğlunu götürenler kötüydü ve eğer amcaoğlu bu yüzden götürüldüyse komünizm iyi bir şey olmalıydı.
Derken ülke bambaşka bir sürece sokuldu. Artık okumak önemli bir suçtu. Düşünmek zaten suç ! Okumayan , düşünmeyen bir nesil yetişilmesi uygun görüldü. Bunun alt yapısı Atatürk ün ölümü sonrası 1950 lerde atılmış, en önemli kurumlardan birisi olan MAH ( MİT in eski adı ) çalışanları ABD tarafındna maaşa bağlanmıştı. O yıllarda ne o maaşı alanlar ne de ABD tarafından Türkiye Cumhuriyeti nin memuruna ABD nin neden maaş verdiğini sorgulamadı. Belki sorguladı ama sorgulayan uzun yaşamadı. Memleketi o zamandan satmaya başladılar. 1980 lere gelindiğinde ise zemin hazırdı ve yönetimi ele aldılar. Devamında ABD destekçisi bir Başbakan ı tek başına iktidar yaptılar. Liberalizm o yıllarda duyuldu. Yine serbest piyasanın ne olduğunu 90 larda öğrendik. Özelleştirme ile devleti parça parça satmaya başladılar. Köprüler , yollar , madenler , telefon, telgraf gibi iletişim yollarını dahi sattılar. Yarıştılar memleketi satmak için. Yeryüzünde hiçbir ülke yoktur ki bu kadar kısa sürede bu kadar talan edilsin. Sarışın bir kadın iktidardayken sadece enerji sektöründe 50 milyar dolar devlet zarara uğratıldı. Gerisini varın siz düşünün.
Sat sat nereye kadar ? Satılacak bir şey kalmayınca onlarca yıl evvelinden düşünülen plan ortaya çıktı. Zamanı gelmişti. Boyun eğmeyen diktatörler birer birer alaşağı edilip bu ülkelere demokrasiyi götürmek gerekliliği hissettiler. Yahudilerin işe gitmediği bir günde 2 tane kuleyi yerle bir edip bunun faturasını Afganistan a kestiler. Usama Bin Ladin ismini dünya tanıdı ama Ladin in servetinin Coca Cola dan geldiğini kimse söylemedi. Afganistan ve sonra Irak. Irak a demokrasiyi götürürken yüzbinlerce insanı öldürdüler. Haklıydılar kolay değildi bir ülkeye demokrasi götürmek. Ve ilginçtir demokrasiyi sadece topraklarında petrol olan ülkelere götürdüler. Onun dışında ilkel ve açlıktan ölen kabilelere ekmek götürmeyi düşünmediler mesela.
Şimdi ise Türkiye bölgesel güç olmuş durumda. Ama ben bundan rahatsızım. Biz zaten bölgesel güç olan bir ülkeydik ve öyle olmamız gayet doğal ama ben neden rahatsızım ki ? Büyük Ortadoğu Planı içerisinde nöbetçi konumunda olduğumuz için mi acaba ? Kuzey Afrika ülkeleri sonrası Suriye ve İran a da demokrasi götürmek için Türkiye ye gaz mı veriyor birileri ne ? Suriye iç meselemiz diyor Başbakan. Aynı Suriye yıllarca Apo denen karekter eksiği örgüt kalıntısını barındıran ülkenin de adı Suriye değil miydi ? Neden yıllarca girmedik , yakıp yıkmadık Suriye yi ? Önemli olan ABD nin planı dahilinde Suriye ye girmek mi , yoksa yıllarca binlerce gencimizi şehit eden örgütün başını ezmek miydi ? Demekki ABD önemli çünkü biz Suriye ye girmeyi hiç düşünmedik yıllar boyunca. Adam Şam daki villasından bizim çocuklarımızı kırdı geçirdi yıllarca ama sadece Şam yönetimini kınadık kendi çapımızda.
Bu ülkenin vatandaşı olarak bölgesel güç falan olmak istemiyorum ben . Eğer ABD nin elinden olacaksa cenneti bile istemiyorum , çünkü sahte çıkacaktır sonunda. 2 tane Körfez Savaşı yaşandı ve ikisindede faturayı biz ödedik. Karşılığında ABD li petrol şirketleri büyüde de büyüdü. ABD Irak tan giden petrol ile bizden çok ama çok ucuza benzin alırken biz yanıbaşımızda çıkan petrol için dünyada en fazla ödeyen ülkeyiz. Lanet olsun sizin adaletinize !
Şimdi ise bu yetmiyor canlı kanlı delikanlılarımızı Suriye sokmaktan bahsediyorlar. Tarihimizde biz asla ve asla müslüman bir ülkenin askerine kurşun atmadık. Şimdi askerimizi ABD nin planları için satmayı düşünüyorlar.
Memleketi sattınız eyvallah ama bari gençlerimizi satmayın...
Desem ne fayda?