|
|
İşte O rapor...
Alevi raporu !
Kategori |
: Siyaset |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 43 |
Tarih |
: 08 Şubat 2010, 00:28 |
Facebook'ta paylaş
Google'da paylaş
Tanımda hassasiyet aşıldı
Alevilik, İslam altında bir erkân yoludur
Alevi Çalıştaylarının ardından hazırlanan rapor, Başbakan Erdoğan’a sunuldu. İlk oturumlardaki tanım konusundaki hassasiyetin aşıldığı ileri sürülen raporda, Alevilik şöyle tanımlandı: “İslam üst başlığı altında ‘Hak-Muhammed Ali’ kavramları etrafında oluşan bir inanç ve erkan yolu.”
ANKARA - Alevi ve Bektaşilerin belli başlı taleplerini, demokrasi ve insan hakları temelinde ele alıp değerlendirme amacıyla düzenlenen Alevi Çalıştaylarının ardından hazırlanan rapor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunuldu. Raporda Diyanet’in özerk olması, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin tüm kesimlerce kabul görecek bir üst dille hazırlanması, Madımak’ın park olması gibi öneriler bulunuyor. Hükümetin, Alevi açılımı kapsamında gerçekleştirdiği, ilki 4 Haziran’da, sonuncusu ise 30 Ocak’ta yapılan çalıştaylara yaklaşık 400 kişi katıldı. Akademisyenler, ilahiyatçılar, sivil toplum kuruluşları, medya ve siyaset alanlarından çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu 43 kişinin katıldığı değerlendirme oturumunda ise, “Alevilik: Çerçevelendirme Sorunları, Kimlik ve Beyan Sorunları, Anayasal ve Hukuksal Sınırlar, Diyanet İşleri Başkanlığı, Zorunlu Din Dersleri, Madımak Oteli’nin Düzenlenmesi, İnanç Rehberleri (Dedelik), Cemevlerinin Statüsü” nün tartışıldı. Erdoğan’a sunulan ön raporda, “Birçok konuda Alevi-Bektaşi katılımcılar arasında da görüş ayrılıklarının bulunduğunun gözlemlendiği” ifade edildi.
ALEVİLİK TANIMI
“AlevİlİĞİn içeriği ve tanımlanması konusundaki hassasiyetin, genellikle devletin Aleviliğe bir çerçeve çizeceğinden duyulan kaygılardan kaynaklandığının anlaşıldığı” belirtilen raporda, ilk oturumlarda tepki gösterilen başlığın, ilerleyen süreçte soğukkanlı şekilde ele alındığı, Aleviliğin İslam üst başlığı altında “Hak-Muhammed Ali” kavramları etrafında oluşan bir inanç ve erkan yolu olduğu konusunda tam bir uzlaşma sağlandığı vurgulandı.
CEMEVLERİNE STATÜ
Rapora göre, çalıştayların cemevlerinin bir statüye kavuşturulması konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yaşanmazken, bu mekanların birer ibadethane olarak tanımlanması konusunda Alevi olmayan katılımcılar da kaygılarını ifade ettiler. Katılımcıların bir kısmı cemevlerine ibadethane statüsü tanınmasının, İslam içinde bir bölünmeye yol açabileceğini, çünkü her dinin ancak bir mabedi olabileceğini, Alevilerin ibadethane vurgusu yapmaktan kaçınarak, devlet tarafından bilinen statüsü teyid edilen cemevleri ifadesiyle yetinmeleri gerektiğini ifade etti. Bir kısmı da bu mekanlarda icra edilen erkan ve uygulamaların ne olup olmadığına, ne sayılıp ne sayılmayacağına Alevilerin karar vereceğini dile getirdi.
Cemevlerine “ibadethane” demeksizin, dernek ve vakıflarına imkan tanımak ve kamu düzenini bozmadıkça bu kurumlara yerel yönetimlerin yardımcı olması da önerilirken, bütün bu önerilerin sonuçta teknik bir çalışma gerektirdiği görüşüne ulaşıldı. Çalıştayda, mevzuatta doğacak sıkıntıları aşmak üzere ilgili kanuna, “Birer inanç ve erkan merkezi olarak değerlendirilen cemevleri de kanunlarda ibadethanelere tanınan bütün imkanlardan yararlanır” veya “Cemevlerine de aynı imkanlar sağlanır” şeklinde bir ekleme yapılması önerildi.
DİNİ VERGİ UYGULAMASI
YaygIn Alevi söyleminin, Diyanet İşleri Başkanlığının meşruiyetine eleştirel baktığı ve uzun vadede tutarlı bir laikliğin icrası açısından Diyanet’in lağvedilmesini savunduğu belirtilen raporda, çalıştay sonucunda bu beklentinin, “Başkanlığın mevcut koşullardaki pozisyonu da ele alınarak, rasyonel olmadığı” konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığına dikkat çekildi. Çalıştayda, Başkanlığın lağvedilmesini isteyenlerin bile, bugünden yarına bunun çok da mümkün olamayacağını, ancak Başkanlığın daha sivil bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade ettikleri kaydedildi. Katılımcılar, “Diyanet’in İslam’ın tüm yorumlarını da içine alacak şekilde orta ve uzun vadede özerk bir yapıya kavuşması” gerektiğini belirtirken, ileride “dini vergi” uygulamasının başlatılmasının da türlü inanç ve din örgütlenmeler arasındaki barışı arttıracağı vurgulandı.
DİNLER ÜSTÜ DİN ÖĞRETİMİ
“Dİn Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasının derinlemesine müzakere edildiği” bildirilen raporda, dinler, mezhepler ve inançlar üstü bir din öğretimine tüm vatandaşların ihtiyacı olduğunun teyit edildiği belirtildi. Bununla birlikte “zorunluluk” ifadesinin Aleviler arasında siyasi ve kültürel nedenlerle açık bir rahatsızlık yarattığı yönündeki görüş de raporda yer aldı. Katılımcılar, ders müfredatının tüm toplum kesimlerince kabul görecek bir üst dille ve tarafları rencide etmeyecek perspektifle hazırlanmasına duyulan ihtiyaç konusunda görüş birliğine varırken, isteğe bağlı din eğitiminin de ilgili grupların üzerinde mutabık kaldıkları bir müfredatla gerçekleştirebileceklerini müzakere etti.
ALEVİ ÖĞRETMENLER OLMALI
Raporda, şöyle denildi: “Bu durumda Alevi ve Sünni vatandaşlarımız kendi inanç ve ritüellerini eğitim esaslı olarak devletten alma olanağı bulabileceklerdir. Zorunlu din dersleri gerekli düzenlemelerini yeniden yapmış ilahiyat fakültesi ya da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği mezunu öğretmenler tarafından verilecektir. Ancak Alevilerin isteğe bağlı derslerden yararlanabilmeleri için de mutlaka Alevi öğretmenlerin sürece dahil edilmeleri gerektiği vurgulanmıştır...”
“MADIMAK OTELİ MÜZE DEĞİL, PARK OLSUN”
MadImak Oteli’ndeki facianın katılımcıların tamamı tarafından lanetlendiği, olayın derin bir provokasyon olduğunun altının çizildiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi: “Özellikle Alevi katılımcılar, kendi aralarında yüksek bir sembolik değer olarak gördükleri Madımak Oteli’nin, bütün bu duyarlılığa rağmen ülkenin birlik ve düzeninin esastan korunmasını dikkate alan bir düzenlemeyle yeniden düşünülmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Bu bağlamda müze fikrinin tehlike ürettiği düşünülmüş, bunun yerine binanın yıkılarak bir parka dönüştürülmesini katılımcıların büyük çoğunluğu desteklemiştir...”
DEDELERE HİZMET İÇİ EĞİTİM
Rapora göre, dedelerin statüsünün Aleviler arasındaki yerinin tartışılmaz olduğu vurgulanan çalıştayda, ancak yeni koşulların özellikle de kent Aleviliğinin göz önüne alınarak statünün yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Dedelere maaş bağlanmasına olumsuz bakanlar kadar, olumlu yaklaşanların da bulunduğu ifade edilen çalıştayda, “dedelerin eğitimine ihtiyaç duyulduğu” vurgulandı. Bu ihtiyacın bir an önce giderilmesi için dedelere hizmet içi eğitimler verilmesi istendi.
Yasaların dedeliğin misyonunun sürdürülmesine izin vermediği işaret edilen raporda, “Dedeliğin misyonunu modern bilgi ve kültür kalıpları içinde rasyonalize etme konusunda da güçlükler vardır. İnanç önderi ya da rehberi olarak yeniden isimlendirilen dedeler, manevi bilgi kanallarına açık oldukları iddiasıyla tanımladıkları kişiliklerinin modern eğitimle hangi çerçevede buluşacağı önemli bir sorundur” denildi. |
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
 |
Siyaset |
En Çok Okunan Haberler |
 |
|
|
|
|
GOOGLE TRANSLATE
    |
"Vedadır İstanbul sabahlarına"Kudüs... Ey KudüsAşk EtkileşimdirKAHROLASI TERÖR21 Şubat 201021 Şubat 201010 Şubat 201020 Kasım 2008 |
|
|