Gelmiyor elimden başka türlüsü. Yazmaktan başka gelmiyor elimden bir şey...
Fakat yazmak anlatmaya yetmiyor kimi zaman ki bazı durumlar anlatılan ile anlatılmasına uğraş verilen arasında uçurum olabiliyor. Yazmak tanımadığın birine. Garip bir eylem gibi görünsede çaresiz kalındığında sığınılan liman. Şu sığınılan liman benzetmesini de hiç sevmem aslında bir Erzurumlu olarak fakat yerini bulması açısından uygun gelmekte sık sık. Öyle işte. Ekrana bir gülümseme aldım arka plana bakıp yazmaya çalışıyorum. Kilitliyor beni. Giriş bir iki cümle olmalı fakat ben giremedim bile konuya. İçine giriyor yaşıyorum fakat yadırganıyorum , beceremiyorum. Bir acemilik ki anlatması güç. Elim ayağım dolaşıyor birbirine. Nasıl bir hayal ürünüsün sen yazar ? diyorum kendi kendime.
Züleyha geliyor aklıma. Yusuf a yazmak için kağıt kalem eline alıp Yusuf yazdıktan sonra tek kelime yazamayan Züleyha. Haşa öylesi bir aşk değil bu. Daha çok yaşanılası bir gülümseme. Hani ötesinde berisinde bir yerlerinde olup uzaktan seyredilesi bir güzellik anlatmaya çalıştığım. Sadaka dilenir gibi dilenir insan önünde tek anlık bir gülümseme için, öylesine sıcak ve eşsiz. Dopdolu bakıyor gözleri. Halbuki bakıp geçecektim ama takıldım kaldım , esir alınmış gibiyim fakat ne bir pranga ayağımda ne bir kelepçe kolumda. Ama gidemiyorum işte. Öylesine anlamsız bir ruh hali. Öyle dolu bakıyorki , bakarken bakakalıyor insan. Karşısında olupta normal bir diyalog kurulabilir mi bilinmez. O derece yani. Gözler karaya yakın renkte. Ama nasıl bir çift göz ise içinden sevgi akıyor. Peki susuyorum , susturuyorum kendimi.Eser Seher yeli ve günün en güzel nalrıdır taptaze gelen günün habercisi ; Seher...
Ama yazar ne yapsın ? Elden yazmaktan başka bir şey gelmezken ve üste yazamıyorsa ?
